Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

oldukça sıradan

ne denir, bilirsiniz işte.. uzun zaman boş kalan insanlar kendilerinemutlak bir meşgale arar..

Ekim 2006 tarihli yazilar Ekim 2006 tarihli diger ogeler resimler , videolar

nemlendirici mendil

bir alt geçitten geçiyorum.7-8 yaşlarında küçük bir erkek çocuğu peşimden koşturuyor.
- abla mendil al, abla n'olur al.Allah rızası için al,abla..
dayanamıyorum çocuğun yalvarmalarına, alıyorum bir paket...bir yerde oturuyoruz arkadaşla. durup dururken "ıslak mendil" lazım oluyor arkadaşa.bakınıyor çantasına, bulamıyor.
- sende var mı?
diyor. elim çantama gidiyor. neden sonra;
- "kuru mendil" var, olmaz mı?diyorum.
.
.

sonra aklıma takılıyor: neden bu çocuklar hep kuru mendil satarlar da hiç ıslak mendil satmazlar ki? ve kendim yanıtlıyorum yine kendimi: gözlerinin yaşı hiç kurumaz da ondan.. yanaklarını hep kurulamak zorundadırlar da ondan..

&&&

ve galiba artık biliyorum; ıslak mendilin niye hep tezgahta satıldığını; bazılarının yanaklarını nemlendirmeye ihtiyaçları var da ondan

neden?

- başın sağ olsun
- ne?
- kardeşin  vefaat etmiş.
- ne, ne? nasıl, neden? hayır!

onun kartenesiydi, birlikte 28 yılları vardı. bir 28 yıl daha yaşanmamalıydı bu an.  paylaşmayı öğrenmişti ilk kez; o bu dünyaya geldiğinde.. annesini, babasını, oyuncaklarını, kitaplarını, kasetlerini, dertlerini, mutluluklarını ve daha çok şeyi paylaştığı insandı o, kardeşiydi, kartanesiydi. neden ölmüştü ki bu kadar erken? neden terketmişti ki onu sanki?
.
.
.
.

- başın sağ olsun, babanı kaybettik..
- ne? niye? nasıl?

bu hayatta en çok  saygı duyduğu insandı bu kez onu terkeden. daha yedi sekiz  yaşlarındayken, rutubet kokan bir marangozhanede babasından öğrenmişti; emeği, alın terini, azmi ve çalışmayı. o günler değil miydi  ondan sonraki hayatında ona yol gösteren, şevk veren? hatırladıkça içlendi, içlendikce ağladı. canı gibi sevdiği bu değerli, onurlu insan neden ölmüştü, neden terketmişti onu?
.
.
.
.

- başın sağ olsun!
- kim?
- nagihan öğretmen,
- neden?

nagihan öğretmen hem kapı komşuları, hem de onun ilkokul öğretmeniydi. çok severdi bu ellisine dayanmış kadını.  henüz çocuk yaşta, az bildiği bir kavramın üzerine, en karmaşık kavramları oturtan kişiydi nagihan öğretmen. dürüstlüğün "yalan söylememek" ten ibaret olmadığını ilk kez ondan öğrenmişti. ilk deneyimleri acıydı aslında ama bugün sadece diliyle değil, davranışlarıyla da dürüstse bunu nagihan ögretmene borçluydu. peki nagihan ögretmen neden ölmüştü, o neden gitmişti bu dünyadan?
.
.
.
.

- başın sağ olsun, erdal abi vefaat etmiş.
- neden ya neden?

"sağlam adam"  diye tabir edilenlerdi erdal abi. vaktiyle kahvehanelerde iskambil oynayarak vakit öldürmekten  kurtarmıştı onu. düşünmesi gereken başka yığınla şey olduğunu hatırlatan kişiydi erdal abi. az mı birlikte kafa yormuşlardı ülkenin gidişatına. bugün ki fikirlerinin çogunda onun izi var dı. iyi ki de vardı. demek o da gitmişti ha, o da terketmişti onu. peki ama neden?
.
.
.
.

bir sabah yine taziyelerle uyandı. "deniz" dediler, gerisini dinlemedi bile. tek bir kez "neden ?" demedi. iki damla yaş düştü gözünden, günlerce sustu. ona "paylaşmayı, emeği, dürüstlüğü ve düşünmeyi nasıl yoğuracagını", tüm bunlardan nasıl güzel bir hamur elde edeceğini öğreten kadın gitmişti bu  kez.. her birinin tek başına bir anlamı olmadıgını öğreten kadın gözlerini kapamıştı. bir kez sormadı,  "neden?" demedi birkez, ona "aşk"ı öğretenin ardından..


&&&
ne büyük erdemler var şu hayatta. içlerinde en güzel olanlarına sahip olabiliriz. ama onları sevgiyle harmanlamak gerekir. çünkü kimi zaman en büyük "neden" olur sevgisizlik..